ya dışındasındır çemberin, ya da içinde yer alacaksın. kendin içindeyken, kafan dışındaysa? çaresi yok kardeşim, her akşam böyle içip kederlenip, mutsuz olacaksın meyhane masalarında, kahrolacaksın!
erken uyanmak!
evet başlıktaki eylimi bugün pek bir güzel gerçekleştirdim. saat 1.30 gibi uyuduktan sonra 6′ya doğru uyandım ve arkadaşı otogardan almaya gittim. en son bayram namazında bu kadar erken kalkmıştım! onda da 7 gibi uyanıyorduk zaten. bugün uzun ve yorucu olacaktı zaten, üstüne de böyle erken uyanınca bilmiyorum nasıl geçecek…
portakallı nargile yapımı
merhaba,
geçen hafta arkadaşlarımla evde yaptığım portakallı nargilenin anlatamını kendi çektiğim fotoğraflarla yapacağım. portakal yerine elma da denemiştim daha önce, onda da mantık aynıdır. tütün seçiminide yine size bırakıyorum. ben portakal içerisine muz koydum :) daha önce portakal içerisine elma ve nane koymuştum ki nane olmadığından koyamadım. nane’yi bütün yaptıklarınızda tavsiye ederim, daha rahat çekilmesini sağlıyor nargilenin. duyurulur.
nargilemiz için gerekli olan malzemeler;
bereketli bir gün müydü? kesinlikle :)
merhaba yeğenler,
bugün belimi doğrulttuğumun günüdür. evet evet şeytanın bacağını kıramasamda araladım vallahülazim :)
bilmediğiniz üzere son 1 haftadır harç şeysiyle pek içli dışlıydım. gaziantep üniversitesinin 2. öğretim, mühendislik fakültesi adamı ne yapıyor siz bilmezsiniz harç zamanı geldimiydi! efenim 3 gün kadar önce garanti bankasına kendi ellerimle dönemlik harcım olan 1.147 lira 75 kuruşu yatırdım. yatırırken kendime sorduğum şu soruyu sizle paylaşmak istiyorum:
- haci gel sen bunla gönlünce eğlen. salla okulu falan. otur 2 ayda çalış en kötü ihtimal zaten gene buradasın!
- yav iyide ya kazanamazsam? sonra halim nece olur :(
- olm dünya fani ölüm ani… salla bunları hayatını yaşa! her 6 ayda bir olacak iş mi la bu?
- :( uyma lan şeytana yatır işte! sanki vermeyecen verecen eşşek gibi! uğraştırma beni de hadi işim gücüm var daha ders kaydına gidicik…
- hay senin … !
velhasıl kelam yatırdık parayı. o parayı kazanması 3 ayımı almasının yanında, yitirmem 2 dakikamı almadı :) hayat pahalılaştı be haci…
neyse bugün yeniden maddi durumu toparladık gibi. artık cebimizde var bir kaç kuruş şükür. valla parasızlık zor yahu, Allah kimseleri düşürmesin bu hallere, amin!
antep’te otobüs muhabbetleri volume-1
efenim bugünkü konumuz antep’te otobüs dolmuş muhabbetleri. bilmeyenler hayatta tahmin edemez bizim otobüs muhabbetlerimizi, şoför haneklerimizi :)
bu konuyu ne zamandır yazacaktım ama denk gelmedi ne yalan söyleyim. bugün otobüsten indikten sonra yazayım artık dediydim de şimdi fırsat buldum. siz bilmezsiniz bizim düztepe-tugay dolmuşlarında çalışan dolmuşçularımızı, ibrahimli otobüslerimizi… muhabbet bir yana tam bir rezalet otobüslerimiz. insan değil hayvan taşıyorlar sanki…
inmek istediğimiz zaman canı nasıl isterse orada bırakır, alacağı zaman durmayacağı yer yoktur! bizimkilerin mantığı 1.35 kuruşumu alayımda sonrası önemli değil. son zamanlarda düztepe tugay dolmuşumuza sabahları binemiyoruz. almıyorlar te allam! neymişte kalyon kavşağında trafik kontrol ediymiş. gerçi onlarda haklı aldılar mı kusura bakmayın ama bokunu çıakrtıyorlar. kucak kucağa… bizim insanlarımızda da iş yok vallahi, hele ileri gidin ağam çetinkayanın orda inicim zaten. yerin ileri ileriiiiiiii… :D
özel okul-devlet okulu

- özel okulla devlet okulunun farkı ne ki?
- mesela siz “ali gel” yazıyosunuz ya…
- eee?
- biz “ali yazıp 3234′e gönderiyoruz, ali geliyoo..
- ananı!
tiyatro – hayvan çiftliği
merhabalar,
geçenlerde tiyatroya gittik. tiyatroya ömrü hayatımda en fazla 2 defa falan gitmişimdir bundan önce. onda da okul götürmüştür gençler tiyatro kültürü edinsin diye :) ama etrafımda tiyatro’yu bilen 3 adam ya vardır ya yoktur. onlarda nadiren giderler…
gittiğimiz oyunun adı hayvan çiftliği. oyun fabl tarzında yazılmış. bir çiftliğin hayvanları çiftlik sahibinin onlara yaptıklarına daha fazla dayanamayıp isyan ediyorlar. çiftlik onların eline geçiyor ama bu defa da ahlaksız domuzlar diğer hayvanlar üzerinde egemenlik kuruyorlar. diğer safım atlar, eşekler okuma yazma bilmediklerinden, unutkan olduklarından uyuyorlar domuzlara. iyi niyetli snowball’da ölünce herşeyi ellerine alan domuzlar, bir bir yok ediyorlar diğer hayvanları…
tiyatro baya bir kalabalıktı. buna cumartesinin etkisi baya fazladır sanırım. tiyatro bilgimiz pek fazla olmadığınan antep halkı olarak, perde aralarında alkışlamadık. bunun yapılması mı gerekiyordu bilemediğimden kös kös izledim bende :) o değil tiyatro sonunda rahat 2 dakika alkışladık. bir ağabey ayağa kalkınca hepicağızımız kalktık :D adamlar 3 – 4 defa selam verdiler sonunda :) yüzlerindeki ifade: “hadi ama gençler bitirin şu şak şakıyıda evimize gidek” diyordu :D
tiyatro sever bir arkadaşın sayesinde bizde bu yaşımızda gitmiş olduk. güzel oldu, hoş oldu… tekrar gitmeyi düşünüyorum :) biletlerde zaten sinema biletlerinin yarısı, adamlar da kanlı canlı olunca dadından yinmiy :)
özgünlük üzerine rönesans adamı…
disko kralı nı izlerken özgünlük-orjinallik konusuna rönesans adamı‘nın girdiği entry. okan bayülgen’de teşekkür etti, meşhur oldu ama yazdıkları çok sağlam. bana da güzel bir örnek oldu, buraya yazarak unutmayacağım. bir teşekkürde bizden rönesans adamı’na :)
hiçbir şey orijinal değildir.
hayalgücünüzü gazlayan, sizi ilhamla titreştiren heryerden çalın.
eski filmlerden, yeni filmlerden, müzikten, kitaplardan, resimlerden, fotoğraflardan, şiirlerden, rüyalardan, rastgele sohbetlerden, mimariden, köprülerden, tabelalardan, ağaçlardan, bulutlardan, sulak havzalardan, ışık ve gölgelerden beslenin.
sadece ve sadece ruhunuza seslenen şeyleri malzeme alın.
bunu yaparsanız işiniz (ve hırsızlığınız) özgün olur.
özgünlük paha biçilmez, orijinallik safsatadır.
bunları yaptıktan sonra da hırsızlığınızı saklamakla uğraşmayın, tam tersine değerini bilin.
jean-luc godard’ın “nerden aldığınız değil, nereye götürdüğünüz önemlidir.” sözünü hep aklınızda tutun.
entry #15154563
mim şeysi, 7yedi -e hadiii!-
merhaba,
bugün işte bende blog oldum ulen diyeceğim birşey yazacağım sanırım yeni gözlüğümle hehe :) pek bir sevdiğim amerikadan arkadaşım -amerikada görüşmedik ama aynı zamanda ordaydık, gönüller birdi- arif‘cimin benide gördüğü, 7 kişi arasına dahil ettiği, hediyelediği, mim… ona kocaman teşekkür ediyorum. seviyorum onu :)
saçma bir giriş sonrası bahsedeyim bu şeyden. hakkımda 7 şey yazacağım. arifcimin blog linkini yayınlayacağım ki burada, logomuz hemen yanda görülüyor zaten, ne olduğunu anlamadım ama neyse, 7 blogger’a yollayacağım sayfanın en altında bu mim’i, onlarda nasiplenecekler alacaklar ödüllerini; onların linkide hemen yanında zaten, onlara haber veriyorum hemeeeen, ve hakkımda 7 şey geliyor, devam ediniz…
1. normal insanlara göre geç kaynaşan bir tipimdir. herkes herkesle tanışıp ortamını kurduktan sonra ben birşeylere katılırım ya da katılmam. aradan bir zaman geçip insanları tanıdıktan sonra kafama yatanlarla takılırım. genelde yanlış seçim yapmıyorum ama olanlarda çok büyük oluyor. insanları pek süzemiyorum… bunla beraber safımda sanırım :S
gözlüksüz dünyaya bakmak?
başlığa cevap verecek olursak: derecen büyükse dünyaya sadece bakmış olursun. görmüş olmazsın yani :) yaklaşık 2.5 dereceli gözlerim artık gözlüksüz pek verimsiz kalmaya başladı. insan elinde olmayanın değerini daha bir iyi anlıyor. vallahi öyle… son zamanlarda şükür etmeyen bir insan olan bana, iyi bir ders oldu bu.
kaşımı yardı gözlük vidaları, parmağımı kestim… her yanım ağrıyor. canım sıkkın…
nasıl bir gündür bugün!
uzun zamandan sonra kötü bir günüm oldu bugün. önce parmağımı bardak kesti bi güzel, ardından gözlüğüm maç esnasında kırıldı, kaşımı çizdi vidaları. ben bu kadar talihsizlik yaşamıyordum uzun zamandan beri üst üste… var bir haller var. o değilde senden kuşkulanmaya başladım blogcuk, nazar mı değdi noldu olm? ne güzel yaşıyorduk son bir kaç haftadır; geldik açtık seni sende nasiplen diye ama böyle mi hoşgeldin edecektin ha? olmadı haci, yakıştıramadım sana…
merhabalar, ben