memleketten uzak ramazan gunleri…
yeniden merhabalar,
madem uzun zamandir yazmiyorum, hazir laptopu da aldik, e ortalikta kimsede yok biraz dokunelim o zaman.
sizlerinde bildigi uzere ramazanin geleli baya oldu. Turkiye de 20. gunun orucu tutulmaya baslandi bile. ben burda daha sahuru bekliyorum. saat aksam 11… sukurler olsun su ana kadar ki tum oruclarimi tutabildim. ilk baslarda cok ama cok kolay geciyordu, oyle ki nasil geciyor gunler ben bile anlamiyordum. tabi o zaman calisiyorduk, oyalaniyorduk… simdi evdesin, geziyorsun, oyalanacak birsey de yok tabi zor geliyor… aslinda en zor gelen seyde ailen ile ayni sofrada oturamamak… annemin yemeklerini yiyemesemde sukur karnim doyuyor ama 3 gundur makarna ile geciriyorum gunlerimi :( canim da makarna istiyor ne tuhaf… balik aldim o duruyor, yiyesim yok.
ailem ile oruc acamiyorum diyordum en son. burda en cok onun eksikligini hissediyorum. nasil olurdu ramazanlar? iftara 1 saat kala tum aile fertleri yavas yavas eve gelmeye baslar, zaten anne en gec 1 saat icinde baslamali ki yetisitirebilsin :) malum ramazan oldu mu menude baya bir zengin olur, yetistirmek icin de erken baslamak gerekir. peki biz ne yapariz? kucukken tuttugum oruclarda istisnasiz her gun iftara 1 saat kala soylenirdim.
- annnneeeee! ben bozuyorum orucu bu boyle olmayacak cok susadim:(
- evladim bunu hep yapmak zorunda misin? 1 saat kaldi dayan biraz daha. hem ben sana neler neler yaptim
- iyi de anne ben cok susadim :(
- hadi git yat sen icerde ben seni uyandiririm birazdan…
klasikti bunlar. kaliplar degissede ben hep susardim, annem hep yatmaya gonderirdi :D
ezan okunmaya yakin uyanilir, babam ya Antep OLAY Tv yi acar, ya da kapatir televizyonu cikin ezana bir bakin der. gecen seneler icinde yaslandigindan olsa gerek daha bir sabirsiz oluyor, daha bir zor geciyor heralde. tabi yavas yavas yazin icine giriyoruz, baya bir zor oluyor…
ezan okunur, dualar edilir ve once Su… ardindan kahvalti turu, cay. sonra esas aksam yemegi… vauuu! yersin yersin yersin yersin… sonra arkan ustu saliverirsin kendini… (aciktim) ardindan yine ufak bir tatli turu hazirdir ama kim yesin simdi onu? goz istiyor ama yedik iste! sonra cay ile sindiririz yidiklerimizi :) ardindan vururuz tatlinin dibine…
cok ozlemisim… burda nasil peki? iftar oldu mu olmadi mi kontrol edebilecegimiz ezan yok… menumuz ikiyi gecmiyor. sukur karnimiz doyuyor, benim pek bir sikayetim yok ama ozluyorsun, ozlemez misin? buraya gelme amacimi, bana kattiklarini dusununce olsun be diyorum. bitti ne kaldi sanki :) zaten Allahim da cok sukur kolayligini veriyor. senin icinde yeterki o istek olsun, neden yardimci olmasin sana? gurbet eldesin, yemek yapanin, yedirenin yok. suyu bile farkli… elbet kolayligini verecek. kul yarattigini dusunmez mi? :)
icim baya dolmus sanirim… e tabi 20 gun. az buz degil.
simdilik bu kadar yeter sanirim, birseyler yesem iyi olacak :) gerci daha sahura var ama yavastn yavastan hazirlanalim biz… gorusmek uzere…
yunus az önce okuduğunuz "memleketten uzak ramazan gunleri…" başlıklı yazısını 10 Eyl 2009 günü saat 6:12 sularında yazmış. gel zaman git zaman 150 kişi okumuş. günlük başlık/ları altında görünen bu yazının içinden özenle seçilmiş kelime/ler ise; amerika gunlugu, iftar, ramazan, work and travel, yemek...
yazıyı yollamak istediğin bir yer varsa yardımcı olalım hemen. facebook, twitter, friendfeed, google var... hangisine istersen sal gitsin :)

ramazan günleri... | accık duygusal, ucundan hayalperest, çok aşık, az bilmiş
Ağu 16th, 2010
[...] geçen sene bu zamanlar amerikada idik. programın son 1 ayı orada geçmişti ve ben orada da 2 gün dışında orucumun şükür hepsini tutabilmiştim. her günümüz ya makarna, ya çorba, ya da yumurta yiyerek geçerdi. hey gidi heeey! sahur olayı zaten yoktu :) arada kalkar kendime mısır gevreği hazırladım, bir muz alırdım o kadar… [...]