ardimda biraktiklarim…
evet 2 gün kadar önce kendime her gün blog yazma sözü vermiştim. bu sözümü dün tuttun mu tutmadım mı hatırlamıyorum ama bugün tutacağım. konu olarak geçmişimden bir kaç bişey yazmak istiyorum. şimdiye kadar hiç bahsetmemiştim bunlardan kimseye. içinde olanlar dışında kimseye anlatmadım. içinde olanlardan kimse kalmadı, bende bunları kimseyle konuşmadım. içimde birikmedi, bana acı vermiyor, üzülmüyorum ama yazmak istedim sanırım. paylaşmak istedim nedensizce.
isimlerden bahsetmek anlamsız kaçacak. o yüzden sadece olaylara odaklanalım. gerisi çokta önemli değil :)
hep söylerim. bilenler, iyi bilenler beni ilk başta bunu iyi bilirler; hayatıma çok fazla insan istemem. kuru kalabalık gibi gelirler bana. bir tane olsun, adam gibi olsun isterim. başka insan olmayacak mı? elbette olacak. lakin o bir tane ayrı, kimsenin olmadığı yerde olacak. vardı işte öyle birisi. özel, kimse gibi olmayan işte. ama o ne yaptı? o sadece bende özel olarak kalmaktan fazlasını istedi. daha doğrusu bizi biz yapan şeyleri, güzellikleri kullandı kendi çıkarına.
hayır hemen vazgeçmedim! birisi sizin için özelse, ne yaparsa yapsın bir anda silip atamazsınız hayatınızdan. bu insan size en büyük kötülüğü yapsa bile onun yeri ayrıdır. kıyamazsınız… ama bu kötülüklerin devam süreci uzun sürerse ve sizde bu süre zarfında yalnız kalırsanız işte o zaman önüne geçemeyeceğiniz düşünceler içine girersiniz. girdim ve kayboldum ben o düşüncelerin içine. hayal kırıklıkları, yalnızlık ve nefret. olmaması gereken her şey üst üste geldi. kendimi hiç hissetmediğim kadar kötü ve yalnız hissettim. kaybolmak, kimsenin beni bulamayacağı yerlerde yaşamımı sürdürmek istedim, istedimde beceremedim. her gün aynı saçmalıkları ve anlamsızlıkları seyredip biraz daha nefret ettim yaşadıklarımdan.
işte ben o zaman öğrendim güçlü olmayı. eğer kendinizden fedakarlık ederek bir ilişkiyi devam ettirirseniz, bir gün o ilişki bittiğinde kendinize bildiğiniz tüm küfürleri sıralarsınız. kendime sıraladığım onca haklı küfürü başım eğik kabul ettikten sonra ayaklandım! kendime yapabileceğim bütün kötülükler bittikten sonra bir insan gibi yaşamaya karar verdim. artık hayatımda yanlışa yer yoktu. o insanla beraber içimdeki tüm kapıları kapamıştım. inancımı kaybetmiştim çünkü. aslında böyle yaparak kendime kötülük ettiğimi sonradan anlamıştım.
hayatınıza bir şekilde girdikten sonra çat kapı çıkan bir insan ile tüm hayata kapılarınızı kapatamazdınız. ben kapatmıştım. kapattığımı sanmıştım. meselenin aslı içeriye bir kişi girdikten sonra aydınlandı:
hepimiz hayatımızda yer yer kocaman hatalar yapıyoruz. öğrendiğim şu ki her insan ayrı bir dünya. ayrı bir düşünce tarzı. ayrı bir yaşam. tanışıp sevdiğiniz, değer verdiğiniz insanlardan aynı karşılığı bulamıyorsanız kendinize kızmayın. bazı genel çerçeveler dışında sizinde yapabileceğiniz çok fazla bir şey yoktur. her şey o kadar açık ki:
sizde kalmak isterse kalır. eğer benim gibiyseniz elbet. bende kalmak isteyen kalır. gitmek isteyen mi?
gitmek isteyen gider. buna kimse engel olamaz…
yunus az önce okuduğunuz "ardimda biraktiklarim…" başlıklı yazısını 08 Kas 2010 günü saat 0:58 sularında yazmış. gel zaman git zaman 1.233 kişi okumuş. geçmişe dair, hakkimda, yorumsuz başlık/ları altında görünen bu yazının içinden özenle seçilmiş kelime/ler ise; ardimda biraktiklarim, ardimda kalanlar, eski, eskilerden, ilk hayal kırıklığım, maziden...
yazıyı yollamak istediğin bir yer varsa yardımcı olalım hemen. facebook, twitter, friendfeed, google var... hangisine istersen sal gitsin :)

Cagatay
Oca 7th, 2011
kaldirirsen eger gonul bahcenin tum sinirlarini her giren bir parcasini alir gider,sana kalan,son’a kalan pek bi mana ifade etmez.
yani asil hak edene birsey kalmaz,ama o yinede kalanlarla yetinmeyi bilir.Insanin kendi evi gibi yoktur,o’nun evi senin gonul bahcendir.
elden geldigince hep sona saklamali mevcudiyeti.
sefer-i bunu bilir bunu soyler
surc-u lisan ettiysek affola…