31 mayıs 2011
ne uzun gündü be abi! sabah 7.23′den beri ayaktayım. önce köye gittim, proje düzenliyor çalıştığım yer onun için. öğleden sonra 15.27′ye kadar oradaydım. sonra şehre geldim ve akşam 17.37 gibi royal hotel’e gittim. seçimlerde görevli olduk iyi mi? onun için gittiydim. oradan okula gittim. derse zaman varken gidip kitap okuyayım dedim. ahmet selçuk ilkan okudum. adam iyi güzel yazıyor ama yok yahu, yani her şiiri aynı. birazda uçmuş bana kalırsa. lan adam ahmet selçuk, sana mı kaldı eleştirmek? diyor olabilirsiniz. elbet bana düşmez, saygıda duyarım ama o küçük kitabın içindeki bir kaç şiirinin hepsi aynı olmamalıydı. hep bildiğim şeyler. belkide benim beklentim yükseldi oku oku. böyle farklı bir şey anlatılsın istiyorum… bir kaç kitap daha aldım ama yok, iş yok bu yazarlarda. ciddi söylüyorum. hep aynı şeylerden sıkıldım. yeter da!
derken derse girdim. altı üstü 50 dakika ders ve ben 40 dakikasında yattım. çok büyük bir şey olmazsa ben zaten o dersten kalacağım. çalıştım olmadı, finale rahat gireceğim. acık okurum tamam. bari diğerlerinden geçeyim. dersten çıktık arkadaşla bizim elemanların yanına gittik. oturduk çaydı nargileydi takıldık. bi eleman geldi, nişanlısına evlenme teklifi edecekmiş bizden yardım istedi. bi alkış falan çalar mısınız? dedi. çalarız yahu, maksat çorbada accık tuzumuz olsun. anlattı böyle böyle diye. eyvallah dedik. dedim abi biz yağ çalabiliyoruz, şeyse çalalım dedim. bizim tayfa bu konuda aştı kendini :) dağı bayırı, düğünü gördüğümüz an bağırıp çığırıyoruz. sesi az çıkanın çocuğu olmasın diyiverince, hepsi yırtınıyor :D abimiz teklifini etti bizde alkışladık falan. kızın parmağına yüzüğü taktı, bizde yağ çığırdık :D eminim oradaki insanların keyfi azda olsa yerine gelmiştir. en kötü alay edecek malzeme verdik ellerine, adamlar bize ne dediler acep? :) neyse çokta umrumuzda sanki! paşalar gibi eğlendik valla.
sonraki muhabbetimiz üniversiteden sonraki evlilik üzerineydi. plan yapmak için elbet erken ama kafada azda olsa bir şeyler şekillenmeli. evlenmek öyle ucuz bir şey değil ki… gerçi biz şimdi geliri olmayan öğrencileriz, ne biriktireceğiz ki? sonra kız bulması var, askerliği var… var oğlu var. sıraya koyduk önce kim evlenecek diye, herkes herkese bir yakıştırma yaptı… arkadaş ortamı güzel şey. çok güzel! ben bu konuda bir çok insana göre çok şanslıyım. hepimizde çok şanslıyız. ben ara sıra kendimi o ortamdan çekiyorum çok cıvıtmamak için. böylesi daha iyi inanın. arayı bazen açmak iyidir. samimiyeti güçlendirir. ve her eylem, aktivite aynı adamlarla yapılmaz. bu benim en büyük deneyimim. hepsini severim, çok severim. ama böylesi en iyisi.
derken eve dönme vaktiydi. deli gibi yağmur yağıyor, arkadaştan rica ettim beni yakın bir yerde bırakta accık ıslanalım diye. ben indim yağmur azaldı. şanssız bir adamım vesselam. eve 300 metre kala bir mercedes hızlıca geçti yanımdan. bu ne hız dedim, demez olaydım! fren sesi ve küüüüüüttttt! hız tehlike aga. helede o yağmurlu yolda. şimdi hem kendinin, hem çarptığı adamın başı girdi mi belaya? olacak olan olur elbet kaçamazsın ama, birde bizim dikkat etmemiz gerekir ucundan da olsa. gücümüz yettiği ölçüde…
yunus az önce okuduğunuz "31 mayıs 2011" başlıklı yazısını 31 May 2011 günü saat 23:39 sularında yazmış. gel zaman git zaman 11 kişi okumuş. günlük başlık/ları altında görünen bu yazının içinden özenle seçilmiş kelime/ler ise; ahmet selçuk ilkan, bizimkiler, evlilik...
yazıyı yollamak istediğin bir yer varsa yardımcı olalım hemen. facebook, twitter, friendfeed, google var... hangisine istersen sal gitsin :)
