profesör’e (!)
dersteyim. adının önemli olmadığı mühim bir ders. bölüm ingilizce. mühendislik fakültesi. yalnız dersi veren hocamız -sözde- bizi aşağılamaktan dersi pek anlatamıyor. dersini tam saatinde bitiriyor. hatta bazen daha geç bıraktığı bile oluyor. sanırım bu onun için bir teselli. işimi doğru yapıyorum edaları… siz nasıl öğrencisiniz, bunuda mı bilmiyorsunuz, her senekiler bir öncekilerden daha kötü, birisi 90 alıyor birisi 10 yani siz kendinizi hiç sorgulamıyor musunuz? gerizekalı mısınız? 90 alanlar sizden çok mu daha zeki??
gerizekalıyım lan diyecektim! gerizekalıyım var mı? sanki sen işini çok doğru mu yapabiliyorsun ki şu yaşında, benden her şeyi doğru yapmamı bekliyorsun? 2 gün köpek gibi senin dersine çalıştım. çalıştım be! sınavı geçmek için değil üstelik, anlayarak… sorular beklediğim gibi çıkmadı yapamadım. derslere hiç gelmeme sebebim belli, karşındaki insanları aşağılayarak, gururlarını inciterek hocalık yaptığını sanıyorsun. ama yanılıyorsun. başka dersin hocaları -senin dersin kadar zor bir ders. hatta daha zor.- onda başarılı olabiliyoruz. olamasak bile sana bok attığımız gibi o adama bok atmıyoruz. biz yapamadık diyebiliyoruz. ilk sınavdı düşünemedik diyoruz…
bazı insanlar bütün hayatları boyunca insan olmayı maalesef becerememişler. yaşadıkları onca yaş, edindikleri onca deneyim kocaman bir hiç. belki kendini geliştirmiş, kimsenin almadığı ödülleri almış olabilirsin ama öğrencilerine biraz saygın olmalı. ufacık. o bölümde seni seven bir tane adam olmadıktan sonra, her girdiğin derste öğrencilerin sana saydırdıktan sonra kusura bakma ama sen istersen alanındaki 1 numaralı adam ol. kocaman bir hiç olmaktan ileriye gidemeyeceksin bizim gözümüzde. yani, senin asıl işinde…
yine bize saydırıyorken sen, ben kitap okuyordum. çok hoş vakit geçirdim diyebilirim. çıkmaya yakında çıkardım bir tütün sardım. bu daha hoş bir duyguydu. ve sen dersi bitirdikten sonra, dışarıya çıktım ve tütünümü yaktım. artık sen yoktun. varsan bile en fazla havaya savurduğum duman olabilirdin. önce çalışmıyor, sonra finallerden sonra gelip yalvarıyorsunuz diyorsun ya; ölecek olsam bile senin yanına gelmem! dilerim allah kimseyi senin gibi bir zalimin kapısına düşürmesin.
haaaa bu arada seni eleştirmek bana mı düştü? orada patron sensen, burada paşa benim. sen öğrendiklerini öğretmeye çabalıyorsun -acaba?- bense yaşadıklarımı sindirmeye çalışıyorum. ben sırf o saçma salak devamsızlık yüzünden o derse gelmeye devam ettikçe, sen bu muhabbeti yapmaya devam ettikçe ben daha neler yazacağım neler. öpüldün!
yunus az önce okuduğunuz "profesör’e (!)" başlıklı yazısını 27 Ara 2011 günü saat 0:26 sularında yazmış. gel zaman git zaman 32 kişi okumuş. günlük başlık/ları altında görünen bu yazının içinden özenle seçilmiş kelime/ler ise; gaziantep üniversitesi, sözde profesör, üniversite...
yazıyı yollamak istediğin bir yer varsa yardımcı olalım hemen. facebook, twitter, friendfeed, google var... hangisine istersen sal gitsin :)

m_e_y
Ara 30th, 2011
bunu o hoca okusa eminim kendisine yazıldığını hissedecektir. ders anlatırken öğrencilere hakareti hocalık zanneden zihniyet olduğu sürece eğitim kalitesinin yükselmesi beklenmeyecektir.
kendi gözünde sen? | blog.kbrmbl.com
Oca 3rd, 2012
[...] adam… uzun zamandır bu tarz düşünceler içerisindeyim. benim başarı skalam kaç? bunu profesör arkadaş mı belirliyor? sınavlarda sordukları sorulara verdiğim doğru/yanlış cevaplar mı? [...]