yoksun, yoksun yanımda,
geçecek demiştin ya,
geçmedi duruyor hala,
yoksun yoksun yanımda,
bu puslu kalanlarda yoksun yanımda,
unutma, beni unutma!
tdp, çocuklara gönüllü oluyorum!
merhaba,
uzunca zamandan beridir yazmıyordum. “yeni yazı ekle” sayfasına çoğu defa tıkladım ama içini dolduracak birşey bulamadığımdan geri sessizce kapadım. şimdi yazıyorum, evet ben gönüllü oluyoruuuum! :)
Gaziantep Üniversitesi Gıda Mühendisliği 1. sınıf öğrencisi olan ben, 2. dönemden itibaren zorunlu bir ders alıyorum. dersimin adı ise: Toplumsal Duyarlılık Projesi. bu projeyi yaklaşık 2-3 ay gibi bir süre devam ettireceğim. tabii yalnızca bu işin zorunlu dersi verme kısmı. eğer devam etmek istersen sonu yok gönüllüğün. yıllarını vermiş insanlar varmış…
psd20 projesine destek
2010 yılında Photoshop 20. yılını kutlamaya hazırlanırken gelin hep birlikte Photoshop’ta ortak bir tasarım projesi başlatalım. Boş bir sayfayla tasarıma başlayalım. Herkes yeni bir layer ekleyerek tasarımı geliştirsin. Ne dersiniz?
diyerek başlatmış bu psd20 projesini Barış Özcan. bizde çorbada tuzumuz olsun diyerekten yapmıştık birşeyler. bu proje çok güzel düşünülmüş ve halen devam ediyor. her kesimden insanın katılıp, kendince birşeyler yapabileceği bu projede sizde olmak istiyorsanız buyrun buradan devam edin :)
benim yaptığım 18. layer idi: Barış Özcan’a tekrar teşekkürler :)

kaynak: flickr.com/photos/semiyotik/4291431086/sizes/o/
özgünlük üzerine rönesans adamı…
disko kralı nı izlerken özgünlük-orjinallik konusuna rönesans adamı‘nın girdiği entry. okan bayülgen’de teşekkür etti, meşhur oldu ama yazdıkları çok sağlam. bana da güzel bir örnek oldu, buraya yazarak unutmayacağım. bir teşekkürde bizden rönesans adamı’na :)
hiçbir şey orijinal değildir.
hayalgücünüzü gazlayan, sizi ilhamla titreştiren heryerden çalın.
eski filmlerden, yeni filmlerden, müzikten, kitaplardan, resimlerden, fotoğraflardan, şiirlerden, rüyalardan, rastgele sohbetlerden, mimariden, köprülerden, tabelalardan, ağaçlardan, bulutlardan, sulak havzalardan, ışık ve gölgelerden beslenin.
sadece ve sadece ruhunuza seslenen şeyleri malzeme alın.
bunu yaparsanız işiniz (ve hırsızlığınız) özgün olur.
özgünlük paha biçilmez, orijinallik safsatadır.
bunları yaptıktan sonra da hırsızlığınızı saklamakla uğraşmayın, tam tersine değerini bilin.
jean-luc godard’ın “nerden aldığınız değil, nereye götürdüğünüz önemlidir.” sözünü hep aklınızda tutun.
entry #15154563
neden blogu takip ediyor(uz)sunuz?
`bir kisi, bir blogu neden takip eder?`
bu soruyu kendime sordugumda benim cevaplarim soyle:
yazdigi yazilarda kendimi buluyorumdur
bana birseyler kattigina inaniyorumdur
arastirmam gereken bir konuyu isliyordur
tanidiktir, abi bi baksana demistir
velhasil her kesimden insanlar, birbirlerinin yazilarina soyle bir bakarlar. derler ki, `haaa bak su su blogun yazdiklari baya saglam, sanki beni anlatiyor vs.` ondan sonrada duzenli olarak takibe alinir.
simdi kendime sordugum baska bir soruda ise: `hocam benim blogu neden takip eden yok?` cevabimi zor degil gibi sanki;
insanlari buraya cekecek yazilar yazmiyorum
surekli dusuncelerimi yaziyorum -genelde karamsar geliyor-
cok nadir bir sekilde tecrubelerimi somut bir sekilde paylasiyorum
genelde sacmaliyorum
…
cok uzatilir ya neyse. asil soylemek istedigim sudur: ben blogumda insanlari buraya cekecek birsey yazmiyorum. zaten benim en bastan beri insanlari buraya cekmek gibi bir amacim yoktu. yalnizca kendim icin yapiyordum. ancak son bir kac gundur insanlar dusuncelerime karsilik versinler, birseyler soylesinler istiyorum sanirim. ve aldigim son karara gore arada photoshop ile ilgili bir kac birsey paylasacagim. profesyonel anlamda zaten bilgim yok. ancak hemen her kesimden insanin bilmesi gerekenleri paylasacagim. umarim lafta kalmaz… beni bekleyin anacim :)
peki ya ben?
duydum ki beyaz birşeyler yapmaya karar vermiş. bkz: anarschi.com/bir-ay-ders-mode/ benimde zaten aklımda vardı birşeyler yapmaya başlamak, bir programın manyağı olmak! programımızın adını açıklıyorum, evet “düzenli ders çalışma”
içimden birileri “güldürme la beni” diyor amma, “höste otur sen” dedim içimden ben ona! heh tamam sustu.
facebook zaten kapalı, tazebilgi baya bayatladı :( 5000. sms bitmek üzere, zaten kullanmıyordum son 2 haftadır neredeyse. eeee herşey müsait biraz baktığımız zaman. tamam kafa yerinde değil ama, altenatifim yok artık. utanc tablomu güzelleştirmek istiyorum. anarschi manyağı ile notları düzenleyip karşılıklı içelim diyorum, hadi hayırlısı!
bana müsade, biraz ders çalışayım (!) arada gelirim…
utanc tablom!
fizik ve fresh writing sinavim disinda tum sinavlarim aciklandi. sene basindaki hedeflerimin cok uzaginda kaldim. ancak buraya yaziyorum ki, baktikca hatirlayayim, hatirladikca utanayim, utandikca da birseyleri degistirmeye calisayim diye!
biraz hayat molasi
merhabalar,
baslayan yeni sezon ile beraber bir muddet kendime vakit ayirmak istiyorum. uzun zamandan beri -3 gun- yazasim pek gelmiyordu zaten. kendimi hem biraz toplamak, hem etrafimdaki insanlara, aileme biraz fazla zaman ayirmak icin bu hafta sonuna kadar kendime izin veriyorum. internete daha az girecegim, daha az televizyon izleyecegim ve bol bol nargile yapacagim.
nerden cikti bu?
yukarida da biraz bahsettim. kendimi biraz toparlamam gerek. 3 aylik yogun bir programdan ciktim geldim. ilk basta pek zorlamadi ama simdi sanki biraz zorluyor gibi. okullarda basladi artik iyice yogunlasmaya basladik. gelecek haftadan itibaren planlarimizi baslatiyoruz :) yayinda ve yapimda emegi gececeklere simdiden tesekkurlerimi yolluyor, perdemi biraz kapiyorum. gelecegim gelecegim hiiic merak etmeyin. yazacak o kadar cok sey var ki; biraz onlari dusuneyim…
en yakin hedefim -az sonra- gecen hafta kutuphaneden aldigim kitabimi okumaya baslamak. konusu hakkinda en ufak bir fikrim olmasa da heyecanli olacagini umuyorum. kitabin adi; nefes nefese, ayse kulin…
hadi bana musade, simdiden guzel bir hafta ve hafta sonu dilerim. selametle.
dip-not: workandtravel hakkinda bilgi verecegim, o aklimda ;) belki arada internete girdigimde sadece bu konular hakkinda birseyler karalarim. bakalim…
gecen senem ve gelecek seneki planlarim…
merhabalar,
malum bir sezonun son gunlerini yasiyoruz. gelecek hafta universite basliyor ve ben de 5 gun kadar sonra donuyorum guzelim ulkeme. bu konumda yazmak istediklerim gecen sene ki ben ve bu sene ki planlarim. tabi kabataslak bir sekilde…
universiteyi ilk yilimda kazandim. gaziantep universitesi, gida muhendisligi bolumu, ikinci ogretim ogrencisiyim. 297.XXX puanla girdim bolumume 2008 yilinda. anadolu universitesi mezunuyum. puanim yeterince tatmin edici olmasa da ilk yildan gideyim dedim ve yazdim bu bolumu. gaziantep de ikamet ediyorum. kendimi bildim bileli burdayim…
universiteyi kazanmam ile beraber is arayislarina girdim. malum ikinci ogretim harclari baya bir tuzlu ve gunduz tum gun bossun. yapacak birsey gerek diye dusundum sorduk sorusturduk cevreye pek bir cevap cikmadi. daha sonralari eylul ayi gibi alt komsumuz olan ilyas abi yeni bir ise baslayacagini belirterek benimle gorusmek ustedi. konustuk, kafama yatti. ay sonu gibi Academix Gaziantep Subesi acildi. bende orda ilk baslarda sekreter gibi ise basladim. ancak asil amacim farkliydi.
amacimiz neydi?
work and travel programindan daha onceki yazilarimda da bahsetmistim. program universite ogrencileri icin hazirlanmis yaz sezonu programi. kulturel degisim programi deniliyor ama program Amerika icerisinde gerceklesiyor. 3 aylik calisma, 1 aylik da seyahat olmak uzere 4 aylik bir vize ile olusuyor. benim bu programda ki asil amacim universite ogrecisi bulmak. ve ilk olarakta buraya gelip bu programi bizzat yasayarak, daha sonra universitemdeki, cevremdeki ogrencilere anlatmak ve onlari bu programa davet etmek. ilk basta bir anlasma gibi gorunsede aslinda oyle degil. bunu buraya gelince daha iyi anladim. her universite ogrencisinin gelip bunu yasamasi gerekiyor bence. su anda amerikada kaldigim evde, kendi kazandigim para ile aldigim laptop ile yazmaktayim. ingilizce duzeyim mukemmel olmasa da iyi bir duzeyde. sorumluluklarim daha artti ve sorumlulugun ne demek oldugunun daha bir bilincindeyim…
yani sizin anlayacaginiz, program sadece ingilizce gelistirmek, para kazanmak degil. size siz olmayi ogretiyor. kendinizi tanimanizi, sinirlarinizi zorlamanizi asiliyor. ters teptigi zamanlar oluyor, o zamanlarda da guclu olmayi ogreniyorsunuz…
simdi biraz da gelecek planlarimdan bahsedeyim,
Turkiyeye dondukten sonra ilk hedefim universitemde basarili olmak. oyle ki ilk yuzde onluk dilime girerek harcimdan kurtulmak istiyorum! bunu yapabilecek gucum olduguna inaniyorum ve inancim tam. cok calismam gerekecek… gelelim is kismina: simdiden islemlere basladim bile. ben bunu is olarak gormuyorum aslinda. bu klasik bir yalan gibi gorunebilir ama gayet samimiyim… geldim ve burdaki insanlari gordum, ne yerler, nasil yasarlar, gunleri nasil gecer bizzat sahit oldum. dunyaya bakisim degisti… bunu anlatmak cok etkili olmaz insan uzerinde. o yuzdendir ki gelsin gorsun arkadaslarim, kardeslerim… ben sadece ustume duseni yapacak, edindigim deneyimleri, maceralarimi paylasacagim. isteyen olurda gelirse her turlu yardimci olmaya her zaman hazirim. yok kafasina yatmaz, baska planlari vardir ne diyelim? canlari sagolsun :)
yakinda hem buradan, hemde acacagim work and travel blogu uzerinde reklam islerine basliyorum. ne kadar planli ilerlersem, o kadar daha kisa surede basarili ve emin olurum diye dusunuyorum. tek ihtiyacim olan yanimda olmasini istedigim sevgilim ve ailem… geri kalani icin ben kendime yeterim, onlara kendimi yettiririm :) nasil bir cumle oldu bilmiyorum ama anladiniz siz onu :p
olurda sormak istediginiz, merak ettiginiz birsey varsa Academix, Yurtdisi Egitim Danismanlik, Work and Travel hakkinda; cekinmeden sorabilirsiniz. isterseniz bu baslik altindan asagidaki bilgileri doldurarak, ister gaziantep@academix.com.tr ye mail atarak. her zaman yardimci oluruz. isimiz bu :)
su anda yazdiklarimi kimse okumuyor ama zaman icinde okuyan mutlaka olacaktir. lutfen yorumlarinizi eksik etmeyin. buna ihtiyacim var cunku!
hoscakalin :)
merhabalar, ben 

